Resmi Sitesi
Kralın dönüşü
Tem 30th
Ne Fenerbahçe, ne Beşiktaş, ne Galatasaray, ne de Gandalf. Sadece onun dönüşü muhteşem oldu. Evet, ailenizin sopalık yazarı geri döndü. Kral geri döndü.
2-2, 1-1, 2-2.
Emrah Öner bunu beğendi.
Emrah Öner, Miroslav Stoch, Volkan Demirel, Guti, ve Guti kurtaran Hakan Arıkan ile arkadaş oldu.
Emrah Öner, 10 milyon tıka ulaşınca, Türk futbolu kapanacak grubuna katıldı.
Emrah Öner, Başkanlara 5 liralık oyuncuyu 50 milyona futbolcu sat, arada komisyon ver, sonra Rıdvan & Sergen çıksın iki takım arasında kalite farkı var, bu futbol nasıl oluyor desin etkinliğine katılıyor.
Emrah Öner, Annemizin Ligi adlı albümde etiketlendi.
Emrah Öner’in Ömer Üründül ile ilişkisi var.
Emrah Öner, Aykut Kocaman’ı dürttü.
Emrah Öner, Colin Kazım’ı en sonunda başka bir şeyle dürtecek.
Emrah Öner, Lise’deki din hocası, dünyanın en asabi adamı Sakin Yavaş aracılığıyla:
“Ulan Colin Kazım, he ol, she ol, it olma!”
Emrah Öner, Baroni’yi transfer edenin Duvarına işedi, pardon bir şeyler yazdı.
Emrah Öner, Güiza’nın durumuna yorum yaptı. 70 milyon yorumun tümünü gör.
Emrah Öner @Hürriyet.
Emrah Öner, Selçuk Şahin’in penaltı vidyosunda etiketlendi.
Emrah Öner, Selçuk Şahin’in hakeme çelme vidyosunda etiketlendi.
Emrah Öner, Selçuk Şahin’in herhangi bir vidyosunda etiketlendi.
Emrah Öner, Young Boys / Genç Oğlanlar - 3 direk, 20 pozisyon, 50 şut sayfasına hayran oldu.
Emrah Öner, Fenerbahçe’yi yıllardır dürtüyordu, yine dürttü.
Emrah Öner, yazarlık camiasını pok etti.
Emrah Öner, Şampiyonlar Ligi’nde Bursaspor’u merak ediyor.
Futbol enteresan
Tem 16th
Maradona:“Pele’yi fazla izleyemedim. Belki benden daha iyiydi. Ama annem benim daha iyi olduğumu söylüyor.”

2010 Dünya Kupası bana şunu gösterdi;
Biz futbolu seviyoruz arkadaşım!
Bakma sen, biz Ömer Üründül’ü de seviyoruz.
Ahmet Çakar’ı da, Sergen’in patlayacak gömleğini de seviyoruz.
Kuzey Kore’yi seviyoruz, Yunanistan’ı bile seviyoruz.
Ronaldo’yu, Maradona’yı, Aygün’ü, K.Orhan’ı, Şenol 3’ü, Mourinho’yu, Hakan Şükür’ü, Guti’yi, Lugano’yu, Hagi’yi, Cantona’yı, Milne’nin tercümanı Ali Emeç’i, Şevket Belgin’i, Ali Şen’i de seviyoruz.
Fakat bu mereti niye seviyoruz?
Adamlar bilimsel olarak açıklamışlar.
Dünyada el dışındaki uzuvla oynanan tek spor, futbol.
Düşünün, bir çöpü çöp kutusuna elle mi atmak zor, ayakla mı?
Bir kere bilinç altında çok dolaylı yoldan bu zorluk cezbediyor.
Peki bu zorluk niye cezbediyor?
Çünkü biz biliyoruz ki, Boston Celtics – Trabzonspor ile basket maçı yapsa, %0 şans var.
Ama Brezilya – Keçiörengücü ile futbol maçı yapsa, %0.001 bile ihtimal olsa, o maç 0-0 bitebilir.
İşte o ihtimali bekliyoruz.
Bu maddelerden sadece biri.
Peki biz seviyoruz.
Kadınlar niye sevmiyor?
Niye 1 kadın, 4 senede bir yapılan bir şölene, 1 ay dayanamıyor?
Çünkü kadınların sinir sistemi ile seninki farklı.
Kadınların ayak ile çoğu şeye tepkisi yok.
Kadınlarda ayakla oynanan hiçbir şey, beyinde bir etki yaratmıyor.
Aynı adamlar, kadınların niye araba kullanamadığını da böyle açıklıyor.
Çünkü, sen araba kullanırken ayak hareketlerin ile beynini ayırabiliyorsun.
O ayıramıyor.
Bunda kızacak birşey yok, hanımlar.
Malesef bilim bu.
Size sadece roka ye, tere ye, kuzu kulağı ye diyen de bilim,
Bunu söyleyen de.
Ama isterseniz şöyle toparlayayım.
Biz futbolu seviyoruz.
Çünkü biz Burcu Esmersoy’u seviyoruz.
Ahtapot ızgara – Üründül güveç
Tem 13th
Ahtapota sormuşlar, İspanya mı kazanır, Hollanda mı diye. İspanya demiş. Aynı soruyu Ömer Üründül’e sormuşlar, “Kazanmaları için gol lazım” demiş. Ulan biri midyeden zehirlenmiş diyorlar ama hangisi bulamadım.

“Tehlikeli bir yerden korner atılıyor.”
Benim 2010 Dünya Kupası’ndan hatırlacağım yegane şey.
Ne Ronaldo’su, ne de aygaz tüp Maradona’sı.
Sağolsun Sayın Vüründül, sağolsun Türk Vuvuzelası.
Merak etmeyin, Ömer Üründül yazısı yazmayacağım.
Zaten adamcağızla bir La Gazzetta dello Sport dalga geçmedi.
Yapılabileceğimiz tek şey, Ömer Üründül bu kupada ne harcadıysa, üstüne bir o kadar daha koyup cebine sıkıştırmak, bir sonraki kupaya gelmemesini sağlamak.
Konu, dediğim gibi o değil.
Konu şu…
Dünya Kupası finali bitmiş.
NTVSpor’u açıyorsun doğal olarak.
Çünkü Kanaltürk’de Muppet Şov, TRT1’de de İnanç Dünyası var.
NTV tam kadro; Rıdvan Hoca (Hoca camide), Mustafa Doğan Hoca, Sergen Hoca, Mehmet Demirkol Hoca.
Yahu zannedersin, gelmiş geçmiş en iyi dünya kupası oynanmış.
Nasıl ballandıra ballandıra anlatıyorlar.
Sanki maçlar 5-5 bitmiş, yüzlerce pozisyon var, heyecandan birileri ölmüş.
Anacığım, ben sana Dünya Kupası’nı 5 maddede özetleyeyim.
Benim daha ilk yarısında uyumadığım maç yok. Bu bir.
Eğer ahtapot biraz adam olsa, eli kolu oynamasa bütün maçları 80.dakikadan sonra seyredin derdi. Bu iki.
Vüründül ve vuvuzela yüzünden televizyonun sesini kapatıyorum, içeriden Aşk-ı Memnu’nun müziği geliyor. Bu üç.
Niye biz %99 topla oynama oranına sahip fakat sadece 8 gol atarak Dünya Kupasını kazanan bir takımı ilahlaştırıyoruz? Bu da dört.
Gittim gördüm. Kimse kusura bakmasın, adam hakkaten Yeniköy Kasabına benziyor arkadaş. Bu da beş.
Alex’in 3. çocuğu
Tem 6th
Ve Alex 3.kez baba oldu.
Allah analı babalı büyütsün, ufaklığın ismi Felipe.
Bir sonraki çocuğun ismi;
Sürpriz; Dunga.
Plase; Maicon.
Favoriler; Derin, Ada, Su, Bal, Tereyağ, Semih, İstanbul, Dereağzı.
Bu 3.çocuk, Aykut Hoca’nın Fenerbahçe’de yapmak istediği devrimin kanıtı.
Neden mi?
Bir araştırma yapsan, dünyadaki tüm liglerde;
En çok doğuran Brezilyalı bizde.
En çok hamile gol sevinci ile sevinen Brezilyalı bizde.
En çok takımdan ayrı çalışan, kampa geç katılan Brezilyalı bizde.
Yahu bütün millet Lincoln’u bekliyordu, adam darbukalı fotoğraf göndermişti.
Adamlar Türkiye’de o kadar rahatlar ki..
Merak etmeyin Dünya Kupası’nda da öyleler.
İşte Aykut Hoca bunları bildiği için ona göre kadro yapmaya çalışıyor.
Neden mi?
Turnuvaya başlarken Güney Amerikalılar’a şakşakşak, en büyük Messi, Avrupalılar rezil.
Sonra?
Yarı finalde sadece Gana’yı eleyen Uruguay, geri kalanlar Avrupalı.
Güney Amerikalılar’ın ve Akdeniz ülkelerinin klasik sorunu.
Finali getirememek…
Tıpkı Denizli ve Trabzon’daki gibi…
Almanların tek olayı..
Finali getirmek…
Türklerin olayı…
Nerede abuk sabuk Brezilyalı, Arjantinli, Şilili varsa onları getirmek.
Yahu bir kişi de çıksın desin ki,
Kardeşim bizim senelik sıcaklık ortalamamız 13.5 derece.
Bize en uygun ülke Brezilya değil, İspanya’dır, Almanya’dır, Fransa’dır desin.
Fakat bizimkilerin ne yaptığını sen çok iyi biliyorsun.
Hürriyet’ten bir haber :
“Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yapılan geleneksel futbol turnuvası maçında izleyicilerden birinin devamlı Vuvuzela çalması nedeniyle kavga çıktı. İki takım futbolcularının kavgayı yatıştırma girişimleri sonuç vermeyince, polis kavgayı biber gazı kullanarak sonlandırdı.”
İşte bu…
Türk Futbolu açılımı…
Daum-u Memnu (Veda)
Haz 30th
Ve merakla izlenen Daum-u Memnu dizisi müthiş bir finalle bitti. Hem de ne final.
“Adnan Daum” köşkü, yatı, katı, oğlu “Nihal Marcel”i aldı gitti.
“Matmazel de Koch”, Daum ile gitti. Hoop hemen arabanın önüne oturdu.
Daum’un karısı ağladı, Gazi sucukları ağladı, Euro/TL paritesini takip edenler ağladı.
“Bihter Aykut Kocaman” kalemi şakağına dayadı, imzayı attı, intihar etti.
“Behlül Güiza” köşkten tam kaçıyordu, evin şişman kahyası “Süleyman Efendi Del Bosque”, Güiza’yı kadroya almadı, çocuğun yine saçı sakalına karıştı. Mezarında “Genç Beşir Semih”i ziyaret etti. Çünkü Güiza kalınca Semih de öldü.
“Firdevs Mahmut Uslu”ya 11 seneden sonra felç geldi.
Köşke Maldonado, Josico, Ali Bilgin, Burak, Fabiano, Aragones, Kezman, Edu, Sergio, Simao devamlı birileri girip çıktı.
Daum-u Memnu.
Yani Yasak Daum.
Konusu; Denizli maçından sonra yasaklanan bir teknik direktörün, Trabzon maçında tekrar yasaklanmasına kadar yaşadığı milyon Euroluk dram.
Türü; Bilim kurgu-fantastik-komedi-dram.
Daum-u Memnu.
Almanya’daki ismi de “Memnun Daum”.
Fakat merak etmeyin, bu dizi burada bitmedi.
Tekrar çekilir.
Bu kafa ve bu para olduğu sürece sonsuza kadar çekilir.
Ve her Türk dizisinde ve filminde olduğu gibi en son iyiler ölür.
Tıpkı Rıdvan Dilmen gibi…
Tıpkı Oğuz Çetin gibi…
Fakat bir kişiye hiçbir şey olmaz.
Çünkü o ölürse film biter…
Rammstein bir grup değildir, bir türdür
Haz 25th
Bugün havalimanında ne Quaresma karşılanacak, ne Hilbert. Bugün ne Ömer Üründül konuşacak, ne Mr.Vuvuzela. Bugün İnönü’den ne Real Madrid geçecek, ne Vikingur. Bugün, İnönü’ye Rammstein gelecek, böğürecek, yakacak ve gidecek.
Live aus Mithat Paşa.
Alamancası “İnönü’den canlı.”
Rammstein’in Sonisphere Festivali için katılacağı konser.
Aynı Manowar, Metallica, Megadeth, Anthrax, Slayer gibi…
Beşi bir yerde…
Aynı Güney Afrika’nın “Büyük Beşlisi” gibi..
Aslan, leopar, fil, bufalo ve gergadan.
Hatırlatalım;
Rammstein neo-nazi görünüp, çoluğu-çocuğu, erkek-bayan sevgilileri olan, “çok güzel kokuyorsun”, “oyna benimle”, “evlen benimle”, “evlenmezsen bükerim seni” gibi şarkılar yazan, tanz metal (dans metal) yapan, konserlerinde şişme botla seyircinin üstünde gezen, yanağını deldirip ağzından ışık, kulağından havai fişek çıkartan, Dave Mustaine gibi yıldız futbolcusu olmayan, 5 tane Schweinsteiger, 1 tane Tipitip’den oluşan bir müzik grubudur.
Bu konser “bunlar Türk düşmanıdır, gelmez” diyenlere bir Medyum Memiş veya Sevda Demirel tokatıdır.
Çünkü bu adamlar Mehmet Scholl’den daha Türk olabilir.
Çünkü bu adamlar senden benden daha çok döner yemiş olabilir.
Ayrıca, bu konser, Baykal videosunu klip gibi gösterip terbiyeden bahseden, Mavi Marmara’yı Rammstein’a bağlayan, sırf sponsoru İsrail firması diye “İsrail destekli konser” tahriği yapan Amiş kafalılara bir tokat da olabilir.
Çünkü bu adamlar, bu akşam konsere dev bir tüfekle havaya ateş ederek çıkabilir, bu akşam dev bir penisten 20 metre köpük sıkabilir.
Ve bu adamlar bugün İnönü Stadyumu’nu yakabilir.
Tıpkı Berlin’de Kindl-Bühre Arena’da tüm sahneyi yaktıkları gibi…
Sesli düşünüyorum…
Quaresma’yı, Hilbert’i getiren Yıldırım Demirören….
Anıtlar kurulu kararı, Gençlik Spor Müdürlüğü, Spor Bakanlığı ile olmayacağını anlayınca,
“Getirin Rammstein’i, yaksınlar ulan stadı” demiş olabilir mi?
Sadece sesli düşünüyorum….
“Rammstein! İlk hedefiniz İnönü!”
“Feuer Frei!”*
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/15133109.asp
Hepüsü
Haz 22nd
1 hafta tatile gittim, geri döndüm…
Şimdi ben ne yazayım?
2 senedir Rıza, Samet, Ulvi, Metin, Sergen, Necip diye bir tarafımı yırtıyorum, trilyonluk Quaresma transferini mi yazayım;
Yoksa ömrümü delen Ömür Üründel’i mi yazayım?
Yeni Alex Elano’yu mu yazayım;
Yoksa Türkan Şoray Keita’yı mı yazayım?
Tok Fransa’yı, İtalya’yı mı, İngiltere’yi mi yazayım, aç Şili’yi, Meksika’yı, Paraguay’ı mı yazayım;
Yoksa en iyi maçı Şili – Honduras olan Dünya Kupası’nı mı yazayım?
Sammer’i, Hassler’i, Zidane’i, Lineker’i, Batistuta’yı, Canigga’yı, Gullit’i özledim, onu mu yazayım;
Yoksa her taraf Muddusi Küftüoğlu kaynıyor, onu mu yazayım?
İstanbul’da 5 Lira’ya vuvuzela satılıyor, onu mu yazayım;
Yoksa utanmasa Laos bile Dünya Kupası’na gidecek, ben Fatih Terim’i mi yazayım?
Daum’un stadyumdan resimlerini indirip, 2 gün sonra “2-2 değilmiş, 2-2 değilmiş” diyen gerizekalı gibi “Daum gitmemiş, Daum gitmemiş, timsah yürüyüşü yapmayın” dedirtenimi yazayım?
Yoksa bütün bunlara rağmen “Kombine almıyor musun Emrah” diyeni mi yazayım?
Yoksa şunu mu yazayım?
Temel arabayla ters yöne girmiş, herkes selektör yapıyor, korna çalıyor ters yönde diye. Radyoyu açmış. Radyodaki spiker “Dikkat dikkat! Birisi otobanda ters yönde ilerliyor” demiş. Temel de “Ne birüsü! Hepüsü! Hepüsü!” demiş.
Şimdi ben hangisini yazayım?
Onu mu yazayım?
Bunu mu yazayım?
Yoksa hepüsünü mü yazayım?
HD Ömer Üründül
Haz 11th
Yıllarca renksiz, cansız, tatsız-tutsuz, A Milli Takımsız bir TRT maçından daha sıkıcı ne olabilir diye düşündüm. Ve yüce Rabbim onları yarattı. Vuvuzela Hakan Şükür ve blokların arasındaki adam, Ömer Üründül.
Ve Dünya Kupası başlıyor.
Merak etmeyin istatistik vermeyeceğim. Zaten bin tane sayı isteyen Uğur Meleke okur, en kötü köşedeki iddia bayine gider, ona sorar.
Fakat bir tane istatistik verebilirim.
Dünyada en çok boşanma, 4 senede bir Haziran ayında görülüyormuş.
Yani her Dünya Kupasında…
E sen tam Maradona 30 kişiyi çalımlarken televizyonun önünden tabakla, çanakla geçersen kapının önüne koyarlar.
Fakat bir de anne yüreği vardır ki kızamazsın.
“Oğlum, ne maçı bu?”
“Arjantin – İngiltere anne.”
“Sana ne, Türkiye’nin maçı mı ki?”
Veya,
“Hangisi Brezilya oğlum, kırmızılılar mı?”
Bu seneki kupada yine annemizden biraz farklı, babaannemizden çok az klişe olan Ömer Üründül var.
Hem HD kalitesiyle.
“Yayını HD yapacağına, sen yorumcunu HD yap” denir fakat kafa Tapu Kadastro kafası olunca çok da birşey beklememek lazım.
TV’de genelde Dünya Kupası’nın yapıldığı ülkeye bağlanılır ve son durumlar sorulur. Genelde de şöyle denir, “Koeman sarı kart cezalısı, Lineker sakat, Maradona maç öncesi 4 tane fitil aldı” gibi.
2010’da ise şöyle haberler var, “BBC kameramanın kamerası çalındı, Danimarkalı futbolcuların paraları çalındı, Japonya komple çalındı.”
Bu haberler, hep yalan haberlerdir. Güney Afrika hiç öyle bir yer değildir.
Bak ben Güney Afrika’ya gittim, sana anlatayım.
Gece karanlıkta arabayla eve gidene kadar 1-2 kişiye çarparsan şanslısın. Adamlar TEM’de yaşıyorlar. Adamların en beyazı Mususi. Üstüne üstlük simsiyah giyinmişler. Ulan madem siyahisin, gece niye siyah giyiyorsun? Zengin beyazların çok azı soyulmamıştır. Benim çok yakın bir ağabeyimi de soydular. Hem de evlerinde ellerini kollarını bağlayarak. Sabahları uyanıyorsun, bahçendeki kuşları, kedileri topluyorsun. Çünkü sitenin telinde 380 Volt var. Gece çarpılmış garibanlar. Safariye gittik, arabanın içindeki kadınları erkekleri not alıp yazıyorlar. Sorduk niye? Geçen sene bir adam karısı ile gelmiş. Eskiden not alınmadığı için, adam kadını leoparın orada indirmiş, bırakıp kaçmış. Kadını aylar sonra ağaçların içinde Mustafa Topaloğlu gibi bulmuşlar.
Ama en çok dikkatimi çeken, gerçekten bir ülke ayakkabı giymez mi yahu?
Alışveriş merkezinde, sinemada, yolda çıplak ayak yürünür mü yahu?
O güzelim insanlar, renkli gözler, taş gibi gençler ama leş gibi simsiyah ayaklar….
Çok farklılar, çok…
Bizden çok farklılar…
Çok dedim de.
Aklıma yine Ömer Üründül geldi…
“çok güzel bir vuruş!”
“çok..”
“çok büyük bir başarı…”
“çook çok..”
“şöle şöle dimi Sayın Üründül?”
“çook çok..”
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14992763.asp
I could Co-ja Man
Haz 4th
Fenerbahçeliler, Rıdvan ve Oğuz’dan sonra, Aykut’un da Fenerbahçe’deki kariyerini belirledi. Aykut Kocaman, Hürriyet’in anketinde %88.5 oyla Fenerbahçe’nin teknik direktörü seçildi. Başın sağolsun Türk Futbolu, Aykut devri de başlamadan bitti.

Flaş…Flaş…
Fenerbahçe Leonel Marshall ile anlaştı.
Son dakika haberi….
Fenerbahçe’de Ewa Skowronska imzaladı.
Bomba….
Christiane Fürst’de işlem tamam.
O da ne??
Lioubov Chachkova da imzaladı. Güzel yıldız, “Fenerbeahça güzeal, rakı güzeal, kebap güzeal” dedi.
Bunlar son 1 haftada çıkan Fenerbahçe haberleri.
Hepsi tabi ki voleybol temalı.
Düşünün…
Bu transferler iki Lig’i de domine etmelerine, Avrupa’da final oynamalarına rağmen yapılan transferler.
Hızlı okuyunca insanın göğsü kabarıyor.
Peki 1 aydır Fenerbahçe futbol takımı haberlerine tıklayınca ne çıkıyor?
daumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüiza daumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüiza….
Hızlı okuyunca şöyle oluyor…
Damdaki yakutlu koca, Mengü İza.
Daum’a gitsin diye milyon dolarlar…
Güiza’ya trilyarlar…
Aragones’e katrilyarlar..
Josico’ya bile milyon dolarlar…
Fenerbahçe, basketbolda, voleybolda, orada, burada niye başarılı oluyor biliyor musunuz?
Çünkü Aziz Yıldırım karışmıyor.
Fenerbahçe, futbolda niye kaybediyor biliyor musunuz?
Çünkü Aziz Yıldırım sadece futbola karışıyor.
Van minut in Israel
Haz 2nd
Öncelikle tüm futbolseverlere Ömer Üründül’süz ful HD bir Dünya Kupası diliyorum, Aziz Yıldırım 2 sene şampiyonluk ve yıldız sözü vermiş, ben de Fenerli arkadaşlara kombine+xanax veriyorum, ha bir de İsrail’in Allah bin kere belasını versin diyorum.
10 gündür yazmıyorum…
Bu 10 günde bin tane şey olmuş.
Öyle bir memleket ki, bir gidip gelseniz, memlekete zenci Cumhurbaşkanı gelmiş, Türkiye Lost adası gibi kaybolmuş, Fenerbahçe iyi futbol oynuyor olabilir.
Öyle bir memleket ki, 10 gün bırakmaya gelmiyor.
Mesela bu 10 günde Türkiye, Euro 2016’da ikinci oldu.
Yazmıştım demeyi severim, buyrun yazmıştım.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/13415877.asp
Türkiye, Örovizyon’da da ikinci oldu.
Bunu da yazmıştım demek isterim, fakat yazmamışım.
Fakat bu 10 günlük iznimde TV’de bir film seyrettim.
Müthişti….
Böyle komandolar gemilere atlıyor, elinde sopa olan insanlara füze atıyorlar, yaralılara kelepçe takıyorlar falan…
Herşey 1 dakikada oluyor…
Filmdeki limanın ismi de ya Aşdod ya da Arschloch gibi birşey…
Fakat filmin ismini unuttum.
Rambo değil. Onu seyrettim.
Platoon değil. Onu da seyretmiştim.
Apocalypse Now da değil. Onu da biliyorum.
Ya hani Murat Saraçoğlu yönetmişti.
Sarp Apak, Demet Akbağ falan oynamıştı..
Aha, buldum.
O… çocukları.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14910464.asp







Son Yorumlar