2010 Dunya Kupasi

Hepüsü

1 hafta tatile gittim, geri döndüm…

Şimdi ben ne yazayım?

2 senedir Rıza, Samet, Ulvi, Metin, Sergen, Necip diye bir tarafımı yırtıyorum, trilyonluk Quaresma transferini mi yazayım;
Yoksa ömrümü delen Ömür Üründel’i mi yazayım?

Yeni Alex Elano’yu mu yazayım;
Yoksa Türkan Şoray Keita’yı mı yazayım?

Tok Fransa’yı, İtalya’yı mı, İngiltere’yi mi yazayım, aç Şili’yi, Meksika’yı, Paraguay’ı mı yazayım;
Yoksa en iyi maçı Şili – Honduras olan Dünya Kupası’nı mı yazayım?

Sammer’i, Hassler’i, Zidane’i, Lineker’i, Batistuta’yı, Canigga’yı, Gullit’i özledim, onu mu yazayım;
Yoksa her taraf Muddusi Küftüoğlu kaynıyor, onu mu yazayım?

İstanbul’da 5 Lira’ya vuvuzela satılıyor, onu mu yazayım;
Yoksa utanmasa Laos bile Dünya Kupası’na gidecek, ben Fatih Terim’i mi yazayım?

Daum’un stadyumdan resimlerini indirip, 2 gün sonra “2-2 değilmiş, 2-2 değilmiş” diyen gerizekalı gibi “Daum gitmemiş, Daum gitmemiş, timsah yürüyüşü yapmayın” dedirtenimi yazayım?
Yoksa bütün bunlara rağmen “Kombine almıyor musun Emrah” diyeni mi yazayım?

Yoksa şunu mu yazayım?

Temel arabayla ters yöne girmiş, herkes selektör yapıyor, korna çalıyor ters yönde diye. Radyoyu açmış. Radyodaki spiker “Dikkat dikkat! Birisi otobanda ters yönde ilerliyor” demiş. Temel de “Ne birüsü! Hepüsü! Hepüsü!” demiş.

Şimdi ben hangisini yazayım?

Onu mu yazayım?
Bunu mu yazayım?

Yoksa hepüsünü mü yazayım?

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/15097262.asp

HD Ömer Üründül

Yıllarca renksiz, cansız, tatsız-tutsuz, A Milli Takımsız bir TRT maçından daha sıkıcı ne olabilir diye düşündüm. Ve yüce Rabbim onları yarattı. Vuvuzela Hakan Şükür ve blokların arasındaki adam, Ömer Üründül.

Ve Dünya Kupası başlıyor.

Merak etmeyin istatistik vermeyeceğim. Zaten bin tane sayı isteyen Uğur Meleke okur, en kötü köşedeki iddia bayine gider, ona sorar.

Fakat bir tane istatistik verebilirim.

Dünyada en çok boşanma, 4 senede bir Haziran ayında görülüyormuş.
Yani her Dünya Kupasında…

E sen tam Maradona 30 kişiyi çalımlarken televizyonun önünden tabakla, çanakla geçersen kapının önüne koyarlar.
Fakat bir de anne yüreği vardır ki kızamazsın.

“Oğlum, ne maçı bu?”
“Arjantin – İngiltere anne.”
“Sana ne, Türkiye’nin maçı mı ki?”

Veya,

“Hangisi Brezilya oğlum, kırmızılılar mı?”

Bu seneki kupada yine annemizden biraz farklı, babaannemizden çok az klişe olan Ömer Üründül var.
Hem HD kalitesiyle.
“Yayını HD yapacağına, sen yorumcunu HD yap” denir fakat kafa Tapu Kadastro kafası olunca çok da birşey beklememek lazım.

TV’de genelde Dünya Kupası’nın yapıldığı ülkeye bağlanılır ve son durumlar sorulur. Genelde de şöyle denir, “Koeman sarı kart cezalısı, Lineker sakat, Maradona maç öncesi 4 tane fitil aldı” gibi.

2010’da ise şöyle haberler var, “BBC kameramanın kamerası çalındı, Danimarkalı futbolcuların paraları çalındı, Japonya komple çalındı.”

Bu haberler, hep yalan haberlerdir. Güney Afrika hiç öyle bir yer değildir.
Bak ben Güney Afrika’ya gittim, sana anlatayım.

Gece karanlıkta arabayla eve gidene kadar 1-2 kişiye çarparsan şanslısın. Adamlar TEM’de yaşıyorlar. Adamların en beyazı Mususi. Üstüne üstlük simsiyah giyinmişler. Ulan madem siyahisin, gece niye siyah giyiyorsun? Zengin beyazların çok azı soyulmamıştır. Benim çok yakın bir ağabeyimi de soydular. Hem de evlerinde ellerini kollarını bağlayarak. Sabahları uyanıyorsun, bahçendeki kuşları, kedileri topluyorsun. Çünkü sitenin telinde 380 Volt var. Gece çarpılmış garibanlar. Safariye gittik, arabanın içindeki kadınları erkekleri not alıp yazıyorlar. Sorduk niye? Geçen sene bir adam karısı ile gelmiş. Eskiden not alınmadığı için, adam kadını leoparın orada indirmiş, bırakıp kaçmış. Kadını aylar sonra ağaçların içinde Mustafa Topaloğlu gibi bulmuşlar.

Ama en çok dikkatimi çeken, gerçekten bir ülke ayakkabı giymez mi yahu?
Alışveriş merkezinde, sinemada, yolda çıplak ayak yürünür mü yahu?
O güzelim insanlar, renkli gözler, taş gibi gençler ama leş gibi simsiyah ayaklar….

Çok farklılar, çok…
Bizden çok farklılar…

Çok dedim de.
Aklıma yine Ömer Üründül geldi…

“çok güzel bir vuruş!”
“çok..”

“çok büyük bir başarı…”
“çook çok..”

“şöle şöle dimi Sayın Üründül?”
“çook çok..”

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14992763.asp



Related Posts with Thumbnails