Resmi Sitesi
Dirt – iki
Ara 22nd
Nasıl olacak bilmiyorum…
Ben oramı burama takıcam…
Eşşekler gibi koşturacam…
Her tarafımdan kan, ter damlayacak…
Maç sonunda elli bin, yüz bin avro alma ihtimalim de var.
Öbür dingillerin yanından da rüzgar gibi geçicem…
Bana tekme atacaklar, küfür edecekler, tükürecekler…
Ben hakeme değil sarı kart hareketini, bir hareket gösteririm annem beni evlatlıktan men eder.
Kurala bak..
Elini sallıyorsun sarı kart.
Şeyini sallıyorsun kırmızı kart.
Yahu halı saha maçında biri faul var dediğinde deliriyorsun topla giderken…
Ne faulü diyorsun, bayanlar liginde miyiz diyorsun..
Düşünsene kendini derbi maçında…
Kaldı ki, Delgado sana gülerek İngilizce “ben bir kere faul yaptım, sen hemen kart verdin” diyor.
İngilizce bilmiyorsan al sana İspanyolcası…“ Hice un foul, usted me di la tarjeta amarilla”
Bütün dillerde aynı…Elinle 1 yapıyorsun, orayı gösteriyorsun, sonra sarı kartı gösteriyorsun..
Ama Cüneyt Çakır, sıfır futbol bilgisi, sıfır vücut dili anlayışı.
İşte futbol bu anam. Futbol bilip camiada yer almak da bu.
Böyle manyak bir spor.
O yüzden bazı kurallar iflas ediyor.
Sen hiç gördün mü önlüğü yırtılmış, arkadan tekme yemiş bir jinekolog?
Hayalarına laptop gelmiş bankacı gördün mü?
Kafası sarılı maskeyle fısfısla defileye devam eden manken?
Veya sen hiç muhasebeciye yatarak girdin mi?
Adam atmak kolay.
Önemli olan adam olmak..
Maç zaten Galatasaray’ın hakkı. Ama sen ne karıştırıyorsun ortalığı.
Tıpkı Gökhan Gönül’ün kafasını eğince attığın gibi.
Cüneyt Çakır..
Serdar Çakır.
Çakır keyif bir aile işte…
Linç TV Spor Paketi
Ara 20th
Herşey rezalet..
Maç rezalet..
Hakem keza aynı..
Saha-seyirci-hava bitmiş..
Emre, Aleks, o, bu..
Artık telaffuzdan sıkıldım…
Peki daha rezaletini mı istersin?
Al sana rezaletin karesi kübü.
Tarih 5 Ekim, Fenerbahçe 4 yemiş Kayseri’den…
Şeytan Rıdvan’ın yazısına bak sen.
“Aragones’e veda edilsin, kulübe büyük katkıları bulunan Aziz Yıldırım ve yönetici arkadaşları hatadan dönecek önemli kararlar alacaktır muhakkak.”
Mesela Ziya Şengül emretmiş : “Bu gidişat iyi değil. Sen sen ol Azizim, bir an evvel aklı başında kararlar ver. Ver ki, beğenmediğin Zico’nun takımını geri getir.”
Ömer Çavuşoğlu’nun başlığı..“Lige havlu attı.”
19 Ekim yine Rıdvan : “Dün geceki hatalar devam ederse kolay kolay kazanamazsınız.”
Selçuk Yula : “Umut yok”
Erman Toroğlu : “Bu Fenerbahçe ancak Kocaeli tipindeki takımları yener. Biraz düzgün bir takıma hiçbir şey yapamaz.”
Can Bartu : “Fenerbahçe alarm veriyor. Bu nasıl düzelecek? Ben bu oyuncularla pek mümkün görmüyorum.”
Sergen, 6 Kasım : “Eskişehir beraberliğinden sonra “F.Bahçe Londra’ya PAF Takım’la gitsin” diye başlık atmıştım..”
5 Ekim 2008
6.hafta 6 puan, Fenerbahçe 12.ci
20 Aralık 2008
16.hafta 32 puan, Fenerbahçe Lig lideri.
Sen Allah aşkına Lig’e bak.
Allah’ın adını verdim Türkiye’e bak.
Önce Anelka sonra Önder kolunu sokuyor Konya filelerine, sonra diyorsun hakem hataları çok etkilemiyor, karanlık hiç birşey yok.
Top kaleye giriyor, Önder gol olmadığını biliyor, itiraz dahi etmiyor, Yasin koşup Önder’e bağırıyor niye itiraz etmiyorsun diye. Maç sonrası bir de Önder utanmadan koluma çarpmadı diyor. Omuzunu gösteriyor kameralara. Neden? Çünkü para var işin ucunda. Trilyon var.
E senin memleketinde…
Botokslu gibi gülen bir belediye başkanı mekanik sayaçtı, elektronikti, doğalgazdı derken kameraların karşısında balonlari patlatıp götürüyorsa paraları, Önder de diyor ki ben de gösteririm oramı buramı, alırım giderim trilyonları.
Git oğlum git.
Gidebildiğin yere kadar git. Aleks’i Josico’u Emre’i falan da götür yanında istersen.
Bizden uzak dur da.
Maldonado’yu gönder Bush’u Al
Ara 18th
Hakem hataları Tv’de rating kralı..
Şimdi sabah kalktın…
Seda’yı duyunca çamaşırı kaldır at, sonra göbek atarak fırla salona…
Petek’de delir, arada Çağla Şikel’in rengini Tv’den azalt çoğalt.
Hamdolsun kriz teğet geçiyor. Vur patla çal oyna.
Daha sonra kendine 17 yaşından 177 yaşına kadar bir mahlukat seç..
Topal, dilsiz, Azeri, Japon..
Evi yok, 3 koca gömmüş, dişi yok, 10 çocuğu var.
Sonra yemek ye, azar işit tuzu yok diye…
Akşam oldu mu?
Futbol mu seyredeceksin?
Ne futbolu?
Gözlemcinin eltisi ne iş yapar, hakemin mikrofonu nereye girmiş, dudak oku, oynat, dondur, döndür….
Lincoln, Ekrem, Sercan, Mesut mu istiyorsun?
Yok anam konu Cüneyt, Kuddusi, Bülent, Selçuk, Oğuz Sarvan…
Peki hakemleri bu kadar konuşuyorsun, ve tamam konu hakemler olsun..Ve haklısın da.
Çünkü 3 büyüklerin kirli donları, Anadolu’nun kaderi falan filan.
Bu sene Fenerbahçe’nin hakkı yenmiş, Galatasaray’ın en az kaç maçı varmış bilmem ne bilmem ne.
Ulan peki niye sayı vermiyorsun?
Ne kadar hakkı yenmiş, neymiş ne olmuş? Toparlasana..
Bu memleket 45 saniyede 30 bin kişi gömmüş ve unutmuş, senin ofsaytını mı hatırlayacak?
Bir memlekette bu kadar hızlı gündem değişir mi?
Artı, “Serkan Balcı, baban öldü” diye şaka yapan memlekette neyi toparlayacaksın ki?
Ama ben sana toparlayım.
İlk 7 takımın şu ana kadar ki 15 hafta bütün maçlarını tekrar seyret veya araştır oku. Verilen ve verilmeyen bariz kararlar ama sadece bariz kararlar ile yeni bir puan durumu yap. Merak etme 5-6 saati geçmiyor.
Mesela…
Son hafta Sercan’ın pozisyonu 1 km ofsayt. Sil golü, Trabzon’a 1 puan ekle.
Veya Servet eliyle atmış, sil golü..
David’in golü çizgiyi geçmiş, ver golü..
Tello Theo’a ağız burun girmiş, at herifi..Objektif ol, acaba maç ne olur burdan..
Trabzon zaten yener mi diye sorgula, maçı tekrar oynat kafanda.
E o zaman n’oluyor?
Söyleyim.
Şu an ki puan durumu :
Sivas 31, Trabzon 31, Galatasaray 30, Fenerbahçe 29, Ankara 29, Beşiktaş 28, Kayseri 24
Peki bende yukarıdakini yapınca ne mi oldu?
Sivas 33, Ankara 32, Trabzon 31, Beşiktaş 30, Galatasaray 28, Fenerbahçe 25, Kayseri 23
Bir memlekette bu kadar karambol olur mu?
Bir toplumda bu kadar entrika, dedikodu, yalan dolan olur mu?
Artı adam Bush’a ayakkabı atmış, biz hakeme su ayran atmışız çok mu?
Malagonex
Ara 16th
Kurban bayramının son yemeği, masa dolu..
Kavurma, pilav, ayran…
Herkes orda..Büyükbaba, baba, ağabeyler, torunlar..
Ama tatsız tutsuz bir yemek…
Küçük ağabey Ali ortaya; “Ocak’ta mutfak takımını güçlendiriyoruz haberiniz olsun.”
Dede kızıyor gibi; “Niye? Ben istemiyorum yeni tabak çanak.”
Evin reisi Yıldırım gibi atılıyor. “Uzatma baba. Değişecek diyorsak değişecek!”
Dede bozuluyor kesin; “İyi de yemeği ben yapıyorum. Size ne?”
“Yemek yaparken mutfağa girerim bak! Futboldan da inşaattan da anlıyorum ben bak!”
Dede susuyor, kafasını önüne koyuyor. Aşağıya bakıyor saatlerce. Kafasını karıştırıyor.
Şöyle bir bakıyor hüzünlü hüzünlü torunlarına…
En son torunu mesela, Guiza…Sakallı doğan..
Önünde tuzluk kaşık çatal peçete biberlik birbirine girmiş. Dökmüş bütün yemekleri yere.
Yanına bakıyor, Alex ve Maldanado, ikizler dedesine öyle bakıyorlar kuzu kuzu. En uslu onlar.
O kavurmayı ona veriyor.
O ona veriyor.
O ona veriyor.
O geri ona veriyor.
Emre’i arıyor gözleri. Velet masada yok. Aaa bir bakıyor, yere düşmüş, kasığının lifinin arka adelesini tutuyor.
Davut de Souza? Gelir birazdan güzel torunum benim, yemeğini bir tek o yer.
Sarışınım Lugano? O da evlenir gider herhalde bu sene. Baksana maşallah pek serpildi..Tü tü tü…
Josico? İşte benim evladım. En güzel torunum. Dedesi kurban sana.
Deniz? Bu çocuğu kim dünyaya getirdi! Babasına çekmiş!
İlhan? Ya bu çocuk benim torunum mu yahu? İlk defa görüyorum.
Ali Bilgin, Volkan, Yasin, Can, Uğur…Camiye geri mi götürsem acaba..
Offff off.
Hayallere dalıyor dede gene..
Xavi, Alonso, Villa, Iniesta…
Kupalar, finaller…
Uykusu geliyor..
Kafası düşüyor..
Şuracıkta 2 sene kestireyim diyor içinden…
2 sene çok değil ki..
Zaten 6 ay geçti…
2 sene…
Çok değil ki..
2 sene….
Zzzzz…….
Ne Golü Be Manyak!
Ara 6th
Genelde hakem, pozisyon, penaltı, ofsayt ufak tefek şeyleri pek konuşmam.
Ama iki tane maç var hakemlerle ilgili, pes ve yuh şeklinde, hiç unutmam.
Biri Beşiktaş-Van maçı, diğeri 2 sene önceki Galatasaray-Fenerbahçe maçı.
Van maçında Sergen frikik atıyor, pivot Van’lı zıplıyor, elle kesiyor. Penaltının Godfather’ı.
Metin Tokat 10 metrede. Hatta top kırmızı, defansın eldiveni siyah, Metin Tokat kar vardı, göremedim diyor.
Diğeri, memlekette su yok, sahada 1000 tane pet şişe var.
Önder’in, Sabri’nin, Kezman’ın kafalarından sekiyor. Hakem Bülent Demirlek.
Maç ertelenmiyor, herkes su manyağı…
Bazı hatalar var, affetmen lazım. Mesela, Erman Hoca ve türevlerine bir pozisyon sor. Mesela, çok bariz olmayan milimetrik bir pozisyon ve ofsayt verilmiş. Adamlar, göbekli göbekli, gece gece, geriye sarıyor, durduruyor, bilgisayar döndürüyor, kendileri dönüyor, kalkıyorlar, iniyorlar…
Eğer 4 hakemden 4üde ofsayt değil derse, hakem haklı..Çünkü salise bazında düşünmüş ve öyle görmüş. Milimetrik çünkü.Pozisyon bitmiş babacım bitmiş! Vermiş adam kararını diyorum.
Eğer bu 4’lüden 2si ofsayt, 2si değil derse, hakem bu sefer yüzde 1 trilyon haklı.
Yahu çünkü siz daha anlaşamamışsınız 3 saattir oturduğunuz yerden! Hakem nasıl karar versin salisede.
Ama bazı pozisyonlar var. Barizler. Mesela arkadan direk kırmızı olanlar. Bu pozisyonları kaçıran hakemler, astsubaylığa, beden eğitimine dönecek birader. Çünkü arkadan tekmenin karı, yağmuru, mikrofonu duymadımı yok. Çünkü ben art niyet ararım, veya bu adam yetersiz zararlı derim. Bak 100 tane çocuk başvuruyor, 1 tane Arda çıkıyor. 99 çocuk nerde? Elendiler çünkü, yetersizlerdi, Arda şanslıydı, torpilliydi, oydu buydu. Bilemem ben, bir tek Arda, Semih kalmış geriye.
Dünkü pozisyonda öyle bir pozisyondu. 1 metre gol. Zaten hemen yan hakeminin kulağına bilgi geldi, çocukcağız kızardı son yarım saat. Hem de HD kalitesi ile. Hadi yan hakem genç, IMF’i, doğalgaz zammını düşünüyor, peki orta hakem? E 4.hakem? Yahu dedem gördü, yedek kulübesinden ilk defa çıktı be adam. Bayram değil, seyran değil, Aragones niye öpmeye geliyor.
Çözüm nedir peki?
Çözümü çok basit, ama söylemiyoruz… Hakem, futbolcu, taraftar, yazar, medya, yönetici, idareci…
Kötüler elenecek arkadaşım. Elenecek ve gidecek bu diyarlardan. El birliği ile gönderilecek. Lamı cimi yok.
Okuyuculardan özür diliyorum, ağır bir yazı oldu, kusura bakmayın.Yazımın sonuna gelirken, yazımda emeği geçen…
Durun! Maçtan bahsetmeyi unuttum!
Aragones-Vederson-Alex-Josico-Kazım-Guiza-David-Emre
Bitti.
Previously On Galatasaray
Ara 4th
Gene Berlin, gene galibiyet.
Gene iyi oyun, gene az çok aynı kalite…
Dizi kaldığı yerden devam mı?
Barış çok iyi, Kewell iyi, Lincoln çok iyi, De Sanctis iyi..
Genel olarak takım ortalamanın üzerinde.
Saha güzel…
Her yerde kar var, saha da 1 gram yok. Tabii ki saha buz ama..
Seyirci güzel, “Auf Wiedersehen” melodisi..
Zaten bir problem var ise, bir kıvılcım gerekiyor ise ben olsam bütün maçları Almanya’ya alırım.
1999’da 4-1’lik galibiyet ve Tugay’ın gol sevincini hatırladın?
Sonra UEFA kapısı, bacası, kupası vs..
Fakat bir tuhaflık var…
4-1 Hertha Berlin maçının kadrosuna bakalım.
Claudio Taffarel, Gheorghe Popescu, Arif Erdem, Emre Belözoğlu, Okan Buruk, Suat Kaya, Hakan Şükür, Fatih Akyel, Ahmet Yıldırım, Hasan Şaş, Capone
Yedekler (Emrah Eren, Ergün Penbe, Tugay Kerimoğlu)
Tabii ki kadroda Hagi eksik. Bülent Korkmaz, Ümit Davala, Vedat ve K.Hakan da yok. Bir de Mehmet Yozgatlı, Mehmet Bölükbaşı, Kerem İnan müzmin yedekler.
Dünkü maç kadrosunu hatırlayalım. Aslında bu sene isim isim çok daha iyi adamlar var.
Arif mi Baros mu gibi…
Taffarel’in yedekleri Aykut ve Orkun değil gibi…
Ofans olarak Hagi-Hakan Şükür-Arif-Hasan Şaş diyelim.
Şimdi?
Lincoln-Arda-Kewell-Baros..Yedekler Ümit Karan, Nonda..
Mehmet Topal-Ayhan-Linderoth-Barış mı, yoksa Emre-Suat-Okan-Tugay mı?
Bilmiyorum.
Bülent Korkmaz, Servet’i döver mi?
Bilmiyorum…
Fakat şunu biliyorum..
İster o seneki kadro daha iyi diyin, ister bu seneki.
Aslında çok büyük bir tek fark var.
O seneki kadro, Türkiye Lig’inde, 20 eksikle, Konya’ya Antep’e 5-10 atıyor..
Avrupa’da da kimseye top göstermiyor..Leeds’i falan eziyor.
Hakan Şükür yok Hagi yok, forvette Ümit Davala var gene Beşiktaş’ı yeniyor.
Bu seneki kadro maç seçiyor!
Lincoln, Kewell, Baros maç seçiyor.
Hatta Arda bile bazen maç seçiyor.
Oynamıyorlar.
Tıpkı David, Lugano, Alex gibi.
İnanmak istemiyorum ama belki hakkaten antrenör göndermek diye bir şey var.
Bunlar için Lig’in önemi yok. Hatta sakatlanma riski var.
Çünkü Kocaeli maçını 2 milyon kişi izliyor, Hertha Berlin maçında tribünlerde 2 milyon kişi var!
GS – BJK Derbisi Korhan Abay’ın
Ara 2nd
Senin Gökhan Zan alıyor 1 trilyon…
Maldonado 1.5 trilyon peşin.
Emre’nin dakikası 2500 Euro.
Kezman gecen sene 7 trilyon, Guiza bu sene 8 trilyon…
Euro yükseldi ya.
Süleyman Abay’ın taksimetre ne?
Gündüz de gece de açsa maç başı 1650 YTL artı yol masrafı.
Yalnız sayısız çakmak, su, pil, cep telefonu, küfür pakete dahil değil.
Onları toplarsa 3-5 milyarı bulur aylık.
Derbi olursa herşey iki katı.
Küfür 7-8 kat.
Adamların ne arabası var, ne ticari bir taksi gönderilmiş..
Bagaj bazen kapanmıyor, bavulları iple bağlıyorlar.
Gökhan Gönül Lamborghini ile geçiyor yanından…
Bas gaza Süleyman Abay bas gazaaaaa….
Şimdilik bir terslik yok.
Ama bir de şurdan bakalım..
Cristiano Ronaldo alıyor 15 trilyon.
Fenerli Burak ne kadar alıyor..1 trilyon var mıdır..
Orantısız mı…
Gerçek değerini bulalım Burak’ın…
Ronaldo kaç kat yararlı? 1957 kat fark var mıdır…
15 trilyon bölü 1957..
Çıkanı da 12’e böl aylık maaşını bulalım.
638,70 YTL..
Ne tesadüf..
Asgari ücret ile aynı…
Şöyle kapatalım..Son günlerin modası malum..
“Maldonado sadece Fenerbahçe’ye atılmış bir kazık değil, Türk futboluna atılmış bir kazıktır.”
Babaannem, Arsenal – Fenerbahçe maçı öncesi ve sonrası.
Başkan, dur orası BJK soyunma odası
Kas 30th
Mustafa Denizli’nin en büyük hatası işte bu…
Gittiği yerde en fazla 1.5 sene kalması işte bu yüzden.
Medyayı, taraftarı, yönetimi karşına almayacaksın. Hep yanına alacaksın.
Bunları karşına alırsan bitirirler seni.
Kredin de daha çok değil, Aziz Yıldırım gibi değil mesela…
Eğer takım 4-4-2 oynarsa, 4-4-2 oynatacaksın, 3-5-2-1-3-2-1-2 değil.
Eğer Holosko var ise, Holosko oynayacak.
Eğer Gökhan zararlı ise, oynamayacak.
Çünkü bunları yapmadın mı, bunlar yazarlar, çizerler, bağırırlar,bitirirler seni.
Ama illa ki bir şey yaratacaklar. Fatih Hoca da böyle.
Damarlarına basıldı mı dur ulan ben de şunların damarlarına basayım diyorlar.
Yusuf’u sağbek yap, Hamit’i sağbek yap, Ali Güneş’i forvet’e koy, Emre FB’de sakat, Milli Takım’da var…
Teyyo (aslında Telyo)-Holosko-Bobo’u yedek tut. Sonra sonra 3’ünü birden ayni anda oyuna sok.
Poker oyna, oradan kolluya geç, arada 21 yap.
Belki de Aziz Başkan soyunma odalarını karıştırdı, kadro böyle oldu.
Maça gelelim. Aslında ilk yarı maç iyiydi. Sahayı çıkartırsan Premier Lig ayarı bir maçtı. En azından Division 1.
Fakat Beşiktaş %80 gol atamazdı tek Nobre ile.
Ekrem çok iyi, Delgado iyi, Serdar iyi ama o kadar. Ama zor gol atarsın.
Çünkü FB’de 5 kişi takım savunmasını yaptılar mı iyi yapıyorlar. Gökhan-Carlos-Edu-Lugano-Selçuk..
100 tane ilk yarı oyna, Beşiktaş 80 yarı gol atamaz.
Nobre’nin golü bonus. Olursa iyi olur, olmazsa bekleyin 2.yarı bitireceğim durumu.
Halbuki bitirsene ilk yarı Fenerbahçe’yi.
Bu arada aslında Fenerbahçe’de gol atamazdı ama şunu hesaba katmadı Mustafa Hoca.
Duran top ve Gökhan Zan eğrisi.
Fenerbahçe tarihinde 13478 gol duran toptan atmış, Beşiktaş 2893829 gol duran toptan yemiştir sanırım.
Demek ki sen duran toptan en az 1 gol yiyeceksin, bari goller atacak gibi dur.
Selçuk aynısını GS’a atmış. Önlemini alsana.
2 adet gol 100’er metrelik. Gökhan Zan-Guiza, Kazım’ın Ekrem’e bakması.
Cisse’nin ilk sarı kartı fazla. İkincisi doğru.
Goller ofsayt. Guiza’nın bence penaltısı yok. Direkten dönen topu var Beşiktaş. Ama çarpma var, karambol çok az. Top çok yumuşadı.
İkinci yarı tarihi fark olabilirdi.Aslında 3-4’lük tarihi maç gibi. O maçta ilk yarı maçın skoru, en az FB 3-1 BJK.
Ama olmuyor…Beşiktaş’ın o eski yılların psikolojik üstünlüğü bence FB’nin fark yapmasını engelliyor.
Beşiktaş gerçekten ben zaman TV’yi açsam 5 atardı FB’ye. Açmazdım 3-1 biterdi. Onları bir türlü çıkartamadılar.
Gerçi Galatasaray 7 kişiyken bile 1-0 yenebilmişti FB. Demek ki bir disiplinsizlik var.
2.yarı felaket. Pas hataları. Halı saha modu on.
10 kişi kalmış bir takımı ezememek, farklı yenememek.
Yanlış değişiklikler…
Yahu şunu biri bana izah etsin.
David’i çıkartıp, niye Ali Bilgin’i alırsın.
Çocukta İspanyolca yok, esmer değil, Brezilyalı değil, saçlar uzun…
Orda Emre var top tutabilen, araya pas atabilen, gol atabilen. Alsana onu.
Ali Bilgin de pek gülmüyor, ondan kan çekiyor herhalde…
F=ma
Kas 27th
Ne var elimizde bir bakalım..
Volkan, Volkan, Josico, Ali Bilgin, Emre, Edu, Gökçek, Carlos, Uğur, Deniz, Selçuk, Yasin, Burak, Gürhan, İlhan, Can…
Orda ne var?
Pele, Hulk, King Kong, Godzilla, Gonzalez, Gomez, Gömez, T-rex.
Şimdi yukarının vücut kütle endeksini çarpıyorum, topluyorum, karesini alıyorum.
Aşağıdakine bölüyorum, sıfır diyor.
IQ’ları topluyorum, kübünü alıyorum, bölüyorum..
Hesap makinası kendiliğinden kapanıyor.
Teknik, taktik, kondisyon, kimya, ruh, profesyonellik, iş ahlakı, saç, baş, boğazlı kaleci kazaklı atkı…
Bunları çarpıyorum.
Bir de yer çarpıyor.
Çeyrek finalden Zico ve Aurelio’yu çıkartıyorum 2 puan yazıyor.
Kezman’ı ekliyorum gene 2 yazıyor.
Kemal’i ekliyorum gene 2 diyor.
Bir bakıyorum esas 2 katsayı eksik…
Maldonado ve integrali Alex orda duruyor.
İkisini alıyorum, çarpıyorum.
Maldonado çarpı Aleks eşittir Fenerbahçe diyor.
Doğru mu diye kontrol ediyorum, hesap makinasına bakıyorum..
“skippe git adamın asabını bozma sabah sabah” yazıyor.
Zaten Skippe de sanırım gidiyor.
***
Not : Bu arada okuyucularımdan mektuplar gelmeye devam ediyor.
Çemişgezek’ten Serter Atılgan ve Kars Merkez’den Önder Olcay geçen haftaki yazımda o faulü atan basketçinin Ülker’den Charles Schakleford olduğunu hatırlattılar. 3 sayılık bir özür…
Son Yorumlar