Alex’in 3. çocuğu

Ve Alex 3.kez baba oldu.

Allah analı babalı büyütsün, ufaklığın ismi Felipe.

Bir sonraki çocuğun ismi;
Sürpriz; Dunga.
Plase; Maicon.
Favoriler; Derin, Ada, Su, Bal, Tereyağ, Semih, İstanbul, Dereağzı.

Bu 3.çocuk, Aykut Hoca’nın Fenerbahçe’de yapmak istediği devrimin kanıtı.
Neden mi?

Bir araştırma yapsan, dünyadaki tüm liglerde;
En çok doğuran Brezilyalı bizde.
En çok hamile gol sevinci ile sevinen Brezilyalı bizde.
En çok takımdan ayrı çalışan, kampa geç katılan Brezilyalı bizde.

Yahu bütün millet Lincoln’u bekliyordu, adam darbukalı fotoğraf göndermişti.

Adamlar Türkiye’de o kadar rahatlar ki..

Merak etmeyin Dünya Kupası’nda da öyleler.

İşte Aykut Hoca bunları bildiği için ona göre kadro yapmaya çalışıyor.
Neden mi?

Turnuvaya başlarken Güney Amerikalılar’a şakşakşak, en büyük Messi, Avrupalılar rezil.
Sonra?
Yarı finalde sadece Gana’yı eleyen Uruguay, geri kalanlar Avrupalı.

Güney Amerikalılar’ın ve Akdeniz ülkelerinin klasik sorunu.
Finali getirememek…
Tıpkı Denizli ve Trabzon’daki gibi…

Almanların tek olayı..
Finali getirmek…

Türklerin olayı…
Nerede abuk sabuk Brezilyalı, Arjantinli, Şilili varsa onları getirmek.

Yahu bir kişi de çıksın desin ki,
Kardeşim bizim senelik sıcaklık ortalamamız 13.5 derece.
Bize en uygun ülke Brezilya değil, İspanya’dır, Almanya’dır, Fransa’dır desin.

Fakat bizimkilerin ne yaptığını sen çok iyi biliyorsun.
Hürriyet’ten bir haber :

“Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yapılan geleneksel futbol turnuvası maçında izleyicilerden birinin devamlı Vuvuzela çalması nedeniyle kavga çıktı. İki takım futbolcularının kavgayı yatıştırma girişimleri sonuç vermeyince, polis kavgayı biber gazı kullanarak sonlandırdı.”

İşte bu…

Türk Futbolu açılımı…

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/15245984.asp

Daum-u Memnu (Veda)

Ve merakla izlenen Daum-u Memnu dizisi müthiş bir finalle bitti. Hem de ne final.

“Adnan Daum” köşkü, yatı, katı, oğlu “Nihal Marcel”i aldı gitti.
“Matmazel de Koch”, Daum ile gitti. Hoop hemen arabanın önüne oturdu.
Daum’un karısı ağladı, Gazi sucukları ağladı, Euro/TL paritesini takip edenler ağladı.
“Bihter Aykut Kocaman” kalemi şakağına dayadı, imzayı attı, intihar etti.
“Behlül Güiza” köşkten tam kaçıyordu, evin şişman kahyası “Süleyman Efendi Del Bosque”, Güiza’yı kadroya almadı, çocuğun yine saçı sakalına karıştı. Mezarında “Genç Beşir Semih”i ziyaret etti. Çünkü Güiza kalınca Semih de öldü.
“Firdevs Mahmut Uslu”ya 11 seneden sonra felç geldi.

Köşke Maldonado, Josico, Ali Bilgin, Burak, Fabiano, Aragones, Kezman, Edu, Sergio, Simao devamlı birileri girip çıktı.

Daum-u Memnu.
Yani Yasak Daum.

Konusu; Denizli maçından sonra yasaklanan bir teknik direktörün, Trabzon maçında tekrar yasaklanmasına kadar yaşadığı milyon Euroluk dram.
Türü; Bilim kurgu-fantastik-komedi-dram.

Daum-u Memnu.
Almanya’daki ismi de “Memnun Daum”.

Fakat merak etmeyin, bu dizi burada bitmedi.
Tekrar çekilir.
Bu kafa ve bu para olduğu sürece sonsuza kadar çekilir.

Ve her Türk dizisinde ve filminde olduğu gibi en son iyiler ölür.
Tıpkı Rıdvan Dilmen gibi…
Tıpkı Oğuz Çetin gibi…

Fakat bir kişiye hiçbir şey olmaz.

Çünkü o ölürse film biter…

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/15180880.asp

Rammstein bir grup değildir, bir türdür

Bugün havalimanında ne Quaresma karşılanacak, ne Hilbert. Bugün ne Ömer Üründül konuşacak, ne Mr.Vuvuzela. Bugün İnönü’den ne Real Madrid geçecek, ne Vikingur. Bugün, İnönü’ye Rammstein gelecek, böğürecek, yakacak ve gidecek.

Live aus Mithat Paşa.

Alamancası “İnönü’den canlı.”
Rammstein’in Sonisphere Festivali için katılacağı konser.
Aynı Manowar, Metallica, Megadeth, Anthrax, Slayer gibi…
Beşi bir yerde…
Aynı Güney Afrika’nın “Büyük Beşlisi” gibi..
Aslan, leopar, fil, bufalo ve gergadan.

Hatırlatalım;
Rammstein neo-nazi görünüp, çoluğu-çocuğu, erkek-bayan sevgilileri olan, “çok güzel kokuyorsun”, “oyna benimle”, “evlen benimle”, “evlenmezsen bükerim seni” gibi şarkılar yazan, tanz metal (dans metal) yapan, konserlerinde şişme botla seyircinin üstünde gezen, yanağını deldirip ağzından ışık, kulağından havai fişek çıkartan, Dave Mustaine gibi yıldız futbolcusu olmayan, 5 tane Schweinsteiger, 1 tane Tipitip’den oluşan bir müzik grubudur.

Bu konser “bunlar Türk düşmanıdır, gelmez” diyenlere bir Medyum Memiş veya Sevda Demirel tokatıdır.
Çünkü bu adamlar Mehmet Scholl’den daha Türk olabilir.
Çünkü bu adamlar senden benden daha çok döner yemiş olabilir.

Ayrıca, bu konser, Baykal videosunu klip gibi gösterip terbiyeden bahseden, Mavi Marmara’yı Rammstein’a bağlayan, sırf sponsoru İsrail firması diye “İsrail destekli konser” tahriği yapan Amiş kafalılara bir tokat da olabilir.

Çünkü bu adamlar, bu akşam konsere dev bir tüfekle havaya ateş ederek çıkabilir, bu akşam dev bir penisten 20 metre köpük sıkabilir.

Ve bu adamlar bugün İnönü Stadyumu’nu yakabilir.
Tıpkı Berlin’de Kindl-Bühre Arena’da tüm sahneyi yaktıkları gibi…

Sesli düşünüyorum…
Quaresma’yı, Hilbert’i getiren Yıldırım Demirören….

Anıtlar kurulu kararı, Gençlik Spor Müdürlüğü, Spor Bakanlığı ile olmayacağını anlayınca,
“Getirin Rammstein’i, yaksınlar ulan stadı” demiş olabilir mi?

Sadece sesli düşünüyorum….

“Rammstein! İlk hedefiniz İnönü!”
“Feuer Frei!”*

*Yakış serbest!

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/15133109.asp

Hepüsü

1 hafta tatile gittim, geri döndüm…

Şimdi ben ne yazayım?

2 senedir Rıza, Samet, Ulvi, Metin, Sergen, Necip diye bir tarafımı yırtıyorum, trilyonluk Quaresma transferini mi yazayım;
Yoksa ömrümü delen Ömür Üründel’i mi yazayım?

Yeni Alex Elano’yu mu yazayım;
Yoksa Türkan Şoray Keita’yı mı yazayım?

Tok Fransa’yı, İtalya’yı mı, İngiltere’yi mi yazayım, aç Şili’yi, Meksika’yı, Paraguay’ı mı yazayım;
Yoksa en iyi maçı Şili – Honduras olan Dünya Kupası’nı mı yazayım?

Sammer’i, Hassler’i, Zidane’i, Lineker’i, Batistuta’yı, Canigga’yı, Gullit’i özledim, onu mu yazayım;
Yoksa her taraf Muddusi Küftüoğlu kaynıyor, onu mu yazayım?

İstanbul’da 5 Lira’ya vuvuzela satılıyor, onu mu yazayım;
Yoksa utanmasa Laos bile Dünya Kupası’na gidecek, ben Fatih Terim’i mi yazayım?

Daum’un stadyumdan resimlerini indirip, 2 gün sonra “2-2 değilmiş, 2-2 değilmiş” diyen gerizekalı gibi “Daum gitmemiş, Daum gitmemiş, timsah yürüyüşü yapmayın” dedirtenimi yazayım?
Yoksa bütün bunlara rağmen “Kombine almıyor musun Emrah” diyeni mi yazayım?

Yoksa şunu mu yazayım?

Temel arabayla ters yöne girmiş, herkes selektör yapıyor, korna çalıyor ters yönde diye. Radyoyu açmış. Radyodaki spiker “Dikkat dikkat! Birisi otobanda ters yönde ilerliyor” demiş. Temel de “Ne birüsü! Hepüsü! Hepüsü!” demiş.

Şimdi ben hangisini yazayım?

Onu mu yazayım?
Bunu mu yazayım?

Yoksa hepüsünü mü yazayım?

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/15097262.asp

HD Ömer Üründül

Yıllarca renksiz, cansız, tatsız-tutsuz, A Milli Takımsız bir TRT maçından daha sıkıcı ne olabilir diye düşündüm. Ve yüce Rabbim onları yarattı. Vuvuzela Hakan Şükür ve blokların arasındaki adam, Ömer Üründül.

Ve Dünya Kupası başlıyor.

Merak etmeyin istatistik vermeyeceğim. Zaten bin tane sayı isteyen Uğur Meleke okur, en kötü köşedeki iddia bayine gider, ona sorar.

Fakat bir tane istatistik verebilirim.

Dünyada en çok boşanma, 4 senede bir Haziran ayında görülüyormuş.
Yani her Dünya Kupasında…

E sen tam Maradona 30 kişiyi çalımlarken televizyonun önünden tabakla, çanakla geçersen kapının önüne koyarlar.
Fakat bir de anne yüreği vardır ki kızamazsın.

“Oğlum, ne maçı bu?”
“Arjantin – İngiltere anne.”
“Sana ne, Türkiye’nin maçı mı ki?”

Veya,

“Hangisi Brezilya oğlum, kırmızılılar mı?”

Bu seneki kupada yine annemizden biraz farklı, babaannemizden çok az klişe olan Ömer Üründül var.
Hem HD kalitesiyle.
“Yayını HD yapacağına, sen yorumcunu HD yap” denir fakat kafa Tapu Kadastro kafası olunca çok da birşey beklememek lazım.

TV’de genelde Dünya Kupası’nın yapıldığı ülkeye bağlanılır ve son durumlar sorulur. Genelde de şöyle denir, “Koeman sarı kart cezalısı, Lineker sakat, Maradona maç öncesi 4 tane fitil aldı” gibi.

2010’da ise şöyle haberler var, “BBC kameramanın kamerası çalındı, Danimarkalı futbolcuların paraları çalındı, Japonya komple çalındı.”

Bu haberler, hep yalan haberlerdir. Güney Afrika hiç öyle bir yer değildir.
Bak ben Güney Afrika’ya gittim, sana anlatayım.

Gece karanlıkta arabayla eve gidene kadar 1-2 kişiye çarparsan şanslısın. Adamlar TEM’de yaşıyorlar. Adamların en beyazı Mususi. Üstüne üstlük simsiyah giyinmişler. Ulan madem siyahisin, gece niye siyah giyiyorsun? Zengin beyazların çok azı soyulmamıştır. Benim çok yakın bir ağabeyimi de soydular. Hem de evlerinde ellerini kollarını bağlayarak. Sabahları uyanıyorsun, bahçendeki kuşları, kedileri topluyorsun. Çünkü sitenin telinde 380 Volt var. Gece çarpılmış garibanlar. Safariye gittik, arabanın içindeki kadınları erkekleri not alıp yazıyorlar. Sorduk niye? Geçen sene bir adam karısı ile gelmiş. Eskiden not alınmadığı için, adam kadını leoparın orada indirmiş, bırakıp kaçmış. Kadını aylar sonra ağaçların içinde Mustafa Topaloğlu gibi bulmuşlar.

Ama en çok dikkatimi çeken, gerçekten bir ülke ayakkabı giymez mi yahu?
Alışveriş merkezinde, sinemada, yolda çıplak ayak yürünür mü yahu?
O güzelim insanlar, renkli gözler, taş gibi gençler ama leş gibi simsiyah ayaklar….

Çok farklılar, çok…
Bizden çok farklılar…

Çok dedim de.
Aklıma yine Ömer Üründül geldi…

“çok güzel bir vuruş!”
“çok..”

“çok büyük bir başarı…”
“çook çok..”

“şöle şöle dimi Sayın Üründül?”
“çook çok..”

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14992763.asp

I could Co-ja Man

Fenerbahçeliler, Rıdvan ve Oğuz’dan sonra, Aykut’un da Fenerbahçe’deki kariyerini belirledi. Aykut Kocaman, Hürriyet’in anketinde %88.5 oyla Fenerbahçe’nin teknik direktörü seçildi. Başın sağolsun Türk Futbolu, Aykut devri de başlamadan bitti.


Flaş…Flaş…
Fenerbahçe Leonel Marshall ile anlaştı.

Son dakika haberi….
Fenerbahçe’de Ewa Skowronska imzaladı.

Bomba….
Christiane Fürst’de işlem tamam.

O da ne??
Lioubov Chachkova da imzaladı. Güzel yıldız, “Fenerbeahça güzeal, rakı güzeal, kebap güzeal” dedi.

Bunlar son 1 haftada çıkan Fenerbahçe haberleri.
Hepsi tabi ki voleybol temalı.

Düşünün…
Bu transferler iki Lig’i de domine etmelerine, Avrupa’da final oynamalarına rağmen yapılan transferler.
Hızlı okuyunca insanın göğsü kabarıyor.

Peki 1 aydır Fenerbahçe futbol takımı haberlerine tıklayınca ne çıkıyor?

daumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüiza daumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüizadaumaykutkocamangüiza….

Hızlı okuyunca şöyle oluyor…

Damdaki yakutlu koca, Mengü İza.

Daum’a gitsin diye milyon dolarlar…
Güiza’ya trilyarlar…
Aragones’e katrilyarlar..
Josico’ya bile milyon dolarlar…

Fenerbahçe, basketbolda, voleybolda, orada, burada niye başarılı oluyor biliyor musunuz?
Çünkü Aziz Yıldırım karışmıyor.

Fenerbahçe, futbolda niye kaybediyor biliyor musunuz?
Çünkü Aziz Yıldırım sadece futbola karışıyor.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14929733.asp

Van minut in Israel

Öncelikle tüm futbolseverlere Ömer Üründül’süz ful HD bir Dünya Kupası diliyorum, Aziz Yıldırım 2 sene şampiyonluk ve yıldız sözü vermiş, ben de Fenerli arkadaşlara kombine+xanax veriyorum, ha bir de İsrail’in Allah bin kere belasını versin diyorum.

10 gündür yazmıyorum…

Bu 10 günde bin tane şey olmuş.

Öyle bir memleket ki, bir gidip gelseniz, memlekete zenci Cumhurbaşkanı gelmiş, Türkiye Lost adası gibi kaybolmuş, Fenerbahçe iyi futbol oynuyor olabilir.

Öyle bir memleket ki, 10 gün bırakmaya gelmiyor.

Mesela bu 10 günde Türkiye, Euro 2016’da ikinci oldu.
Yazmıştım demeyi severim, buyrun yazmıştım.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/13415877.asp

Türkiye, Örovizyon’da da ikinci oldu.
Bunu da yazmıştım demek isterim, fakat yazmamışım.

Fakat bu 10 günlük iznimde TV’de bir film seyrettim.
Müthişti….

Böyle komandolar gemilere atlıyor, elinde sopa olan insanlara füze atıyorlar, yaralılara kelepçe takıyorlar falan…

Herşey 1 dakikada oluyor…

Filmdeki limanın ismi de ya Aşdod ya da Arschloch gibi birşey…

Fakat filmin ismini unuttum.

Rambo değil. Onu seyrettim.
Platoon değil. Onu da seyretmiştim.
Apocalypse Now da değil. Onu da biliyorum.

Ya hani Murat Saraçoğlu yönetmişti.
Sarp Apak, Demet Akbağ falan oynamıştı..

Aha, buldum.

O… çocukları.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14910464.asp

Fenerbahçe açılımı

İllaki tane tane yazmamı istiyorsanız, ben sadece böyle anlarım diyorsanız işte size madde madde Fenerbahçe açılımı. İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz.

Republic of Fenerbahçe

Bu büyük potansiyeli tekrar tekrar ve uzun uzun yazmamıza gerek yok. Trabzon maçı öncesi Bağdat Caddesi Cumhuriyet Mitingi gibiydi. Yüce Rabbim Fenerbahçe taraftarına kilometrelerce ışıl ışıl cadde vermiş, kimilerine yokuş vermiş, kimilerine egzoz dumanı içerisinde otoban üzeri stat vermiş. Fakat aynı Tanrı biliyor da Fenerbahçe’ye UEFA kupası veya Şampiyonlar Ligi finali vermiyor.
-    Potansiyel örneği : Fenerbahçe şampiyonluğu kaybettiği akşam eve girerken, bir baktım bizim bakkal ağlıyor. Ne oldu dedim, “Ağabey yıllık bira stoğumu bir günde aldım, ben ne yapacağım bu kadar birayı” dedi.
-    Az ilgili bir örnek daha; Fenerbahçe o kadar farklıdır ki, bir Fenerbahçeli haberleri seyrederken, Beşiktaş veya Galatasaray haberi gelince kanalı değiştirir. Fakat Bir Beşiktaşlı veya bir Galatasaraylı, oturur sabaha kadar “Fenerbahçe nereye koşuyor” programını seyreder.
Taraftar
Şurada kaç senedir eleştiriyoruz, taraftar hala kombine alıyor, bilet alıyor, forma alıyor diye. Bana cevap veriyorlar, biz pazara kadar değil mezara kadar Fenerbahçeliyiz diye. Senin mezarına atkıyı ben bağlarım, sorun değil. Fakat ben size Fenerbahçe aşkınızı mı bitirin dedim? Sizden 2 şey istiyorum. Ya kombine alın, fakat akıllı, sistematik, disiplin içerisinde protestonuzu yapın, ya da kombine almayın, protestonuzu yapın. Çünkü bu kafayla daha çok final gider, daha çok Güiza gelir, daha çok anons yapılır, daha çok ağlanır.
-    Protesto örneği : Aziz Yıldırım’ın basın toplantısından hemen sonra 30 bin kombinelinin klübe gidip kombinelerini fırlatması. Fırlatırken de “Aziz Başkan sen istifa etmedin, ama biz ediyoruz.” denebilir.

Aykut Kocaman
Bu anons skandalından sonra, anonsçudan önce kovacağım ilk adam Aykut Kocaman’dır. Bir sportif direktör, adı üstünde spor işlerini direktive etsin diye alınmış fakat;
-    Eğer yedek klübesindeki teknik kadronun Bursa – Beşiktaş maçının skorunu doğru bilmesini sağlıyamıyorsa,
-    Önündeki ekrandan Bursa maçını takip etmesine karşın, Selçuk ve diğerlerinin hareketlerine karşı hiç bir aksiyonda bulunmuyorsa ben bunda ya kötü niyet ararım, ya da hala ne iş yaptığını anlayamadığım Aykut Kocaman’ın görevine son veririm.
-    Eğer bu işlerle idari menajer ilgilenir derseniz, o zaman onu kovarım.
-    Yani kısacası birini kovarım. Çünkü burada bir skandal var.

Christoph Daum
Benim için ilk suçlu hiç bir zaman hakem veya teknik direktör değildir. İlk önce doğru kadro, sonra doğru teknik direktördür. Eğer kadroyu teknik direktör yapıyorsa o zaman ilk suçlu teknik direktördür. Bu taraftar Mustafa Denizli’yi kovdu, şimdi onu arıyor. Bu taraftar Zico’yu yuhladı, şimdi onu arıyor. Bu taraftar Hiddink’i gönderdi. Bu ülke insanı Şenol Güneş’i ülkeden kovdu, şimdi bağrına basıyor.
-    Dip not : Bana da yılda 3-4 milyon Euro vereceklerse, her sabah kovup geri çağırabilirler. Hatta her sabah İstiklal Marşını Almanca bilmeme rağmen tersten Almanca okutsunlar.

Güiza
Bkz. 4.madde Christoph Daum. Adamın niye protesto edildiğini hiç bir zaman anlayamadım. Yahu onu oynatan, onu alan var. Bana yine yılda 3-4 milyon Euro versinler, isterlerse ben uyurken bile 50 bin kişi yatağım başında ıslıklasın. Ha derseniz ki, Güiza Daum’a her 90 dakika için komisyon veriyor, ben onu bilemem.
-    Güiza transferinde, 1 tane profesyonel İnsan Kaynakları sorumlusu kiralasan, 2 dakika mülakat yaptırsan, adamın kaşlarından, duruşundan, oturmasından, kalkmasından zaten Fenerbahçe’ye yararı olmayacağını anlarsın.

Aziz Yıldırım
Ve son sözler tabi ki Başkan’ın.

11 yıl geçti. Bu 11 yılda Fenerbahçe Spor Klübü onlarca kupa almışsa, 11 yılda onlarca final oynamışsa, yarı finalin kapısından dönülmüş ise, en büyük faktör Aziz Yıldırım’dır. Ama tarihi anons skandalı yaşanmış, 27 senedir kupa alınamamış, en büyük rakibin UEFA kupasını almış, son UEFA kupası Kadıköy’de olmasına rağmen hiç iplenmemiş ise bunun tek sorumlusu yine Aziz Yıldırım’dır.

Aziz Yıldırım gitmelidir. “Başarısız olduğu için gitmeli” değildir. 11 yılda 33 kupa alınmış olsa dahi Aziz Yıldırım gitmelidir. Çünkü artık Fenerbahçe’nin imaj problemi vardır. Çünkü Fenerbahçe’nin artık makyajını değiştirmesi gerekmektedir. Çünkü;
-    Fenerbahçe’den artık herkes nefret etmektedir.
-    Eğer 10 takım sizden nefret etse, bunun 5’i size karşı ful motive oynasa, bunların sadece  2’si sizden yarım puan çalsa, sezon sonunda en az 6 puan eksiksiniz demektir.
-    Bursa’nın şampiyonluğuna sadece Fenerbahçe ve Diyarbakır sevinmemiştir.
-    Eğer reikiye, şakraya, yogaya inanıyor olsam, Trabzon maçı 20-1 bitmesi gerekirken tüm Türkiye’nin yaymış olduğu negatif enerji yüzünden 1-1 bitti demem de gerekir.

Yahu;

Bir başkan, her gazeteci ile uğraşır mı?
Bir başkan, ben sizi dövdüm mü der mi?
Bir başkan, her yönetici ile uğraşır mı?
Bir başkan, bir anonsçu ile uğraşır mı?
Bir başkan, bir kaleci ile uğraşır mı? Evet, Rüştü olayında Fenerbahçe haklı olabilir. Fakat tekrar soruyorum, bir başkan bir kaleci ile uğraşır mı? Rüştü ile uğraşacak 10 bin adamınız muhakkak vardır.

Tabi ki bir klüp Rüştü ile, Hıncal Uluç ile, Melih Gökçek ile uğraşabilir. Ama soru şu; bütün bunlarla bir başkan uğraşır mı?

Aslında soru şu; Fenerbahçe Başkanı’nın abuk sabuk bir kaleci için uğraşmaya nasıl zamanı olabilir?

Reklamdaki gibi, bir başkan hem aşçı, hem ayakkabı bağlayıcısı, hem elektrikçi, hem oyun oynayıcı, hem baba, hem sucu, hem teknik direktör, hem menajer, hem psikolog, hem bilmem ne olabilir mi?

Bizde olur anasını satayım.

Burası İstanbul.
Burası Fenerbahçe…

Bizde olur.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14818195.asp

Fenerbahçe Sendromu

Daum sendromu : Trizomi 21 ya da Mongolizm, genetik düzensizlik sonucu insanda fazladan bir 21. kromozomun bulunması durumu ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan tabloya verilen isimdir. Söylene söylene günümüze kadar ismi Down Sendromu olarak değişmiştir.


Merhaba.
Benim adım Emrah.

- Merhaba Emrah.

32 yaşındayım.

Çocukken annem bana sebze yaparmış, ben makarna yermişim.
Babam balık yaparmış, ben makarna yermişim.
Spor yap demişler, ben yine makarna yemişim.

Sonunda mankafa olmuşum.

Ben de bir sendrom var.

Ben finalleri beceremiyorum.
Halbuki ben finaller için Daum’u, Güiza’yı, Kezman’ı, Beschastnykh’i, Demir Hotiç’i, Vederson’u, Baroni’yi, Gökhan Ünal’ı, Uğur Boral’ı, Selçuk’u aldım.
Dünyada milyarlarca taraftar var, sadece ben ve arkadaşlarım devamlı ağlıyoruz.
Korkak Tavuk Ortega pankartını sadece biz asarız.
Sadece biz kocaman bayrağı ters açarız.
Sadece biz kovduğumuz adamları geri alırız.
Şampiyonluk kesin değildir, Bağdat Caddesi’nde 1 milyon kişi sanki şampiyon olmuş gibi eğleniriz.
Dünyada en abuk sabuk şeyler benim takımım başına gelir. Bırakın çölde kutup ayısını, birşey olsa bedevi bile bize…….neyse…
1000 tane klüp var. Hepsi bizden nefret eder.
17 şampiyonluğumuz var, 19 kere kutladık.
Ben komünikasyon çağında radyoya, locadaki Tvlere, cep telefonuna güvenemiyorum, anons yapan ingota güveniyorum.
Ben sahada timsah yürüyüşü yaparım, sonra Vederson’u, Lugano’yu omuzlara alırım. Neden 50000 kişi tribünde eğlenmiyor diye düşünmem.
Ve ben hala kombine alıyorum, forma alıyorum, bilet alıyorum, dergi alıyorum.

Benim adım Emrah.
32 yaşındayım.

Benim problemim….

Bende Fenerbahçe sendromu var.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14758920.asp

Aziz Başkan CHP’ye

Bu yazı, Pazartesi sabahı Fenerbahçe şampiyon olsa da-olmasa da burada olacaktır. Çünkü bu yazı sadece bir spor yazısı değil, skor yazısı hiç değil, lakin bir final yazısıdır.

Bildiğiniz gibi başarılı bir dönem geçiren Fenerbahçe Spor Klubü, 2010 senesinde bir tek Kadınlar Deve Güreşi veya Uzun Eşek’de final oynamamıştır.

Trabzon maçının skoru hiç önemli değildir. Gerçi maç 3-1 Fenerbahçe’nindir. Örneğin son maç Keçiörengücü ile olsa, aynı şeyler söylenemeyebilir. Zira Fenerbahçe büyük takımlara karşı “konsantresi” farklıdır. Bu arada Lig biterken başta Sergen Yalçın olmak üzere, diğer yorumculara şunu hatırlatmak gerekir; meyvenin konsantresi olur, fakat futbolcunun konsantresi olmaz. Lakin şöyle de denebilir, “Appiah’ın konsantresi çok fazladır”. Yani adam demir gibi, yoğunluğu çok fazla anlamına gelmektedir. Mesela Gökhan Zan’ın konsantresi yoktur da denebilir.

İster şike deyin, ister mafya, Fenerbahçe Spor Klübü son 10 yılda nümerik olarak sayısız başarılara imza atmıştır. Benim fikrimi sorarsanız, herşey Şükrü Saraçoğlu’nun yeniden yapıldığı gün başlamıştır. Çünkü, şike, mike, teşvik primi, hatır işleri bunlar topun icadından beri her klüp tarafından yapılmaktadır.

Peki, diyelim ki, Aziz Yıldırım herşeyi para ile, şike ile yapmaktadır. O zaman Aziz Yıldırım, Cannes’a, Bergamo’a, Efes Pilsen’e, Sevilla’nın kalecisine de para yedirmiş dememiz gerekir. Veya Galatasaray – Steaua Bükreş maçına başarı dersek, Fenerbahçe – Chelsea maçına, Nihat Özdemir Chelsea TOKİ AlışVeriş Merkezi ihalesi için anlaşamadı mı dememiz gerekir?

Bu arada Aziz Yıldırım, o kadar başarısız bir mafyadır ki, 27 senedir bir Türkiye kupası alamamıştır.
27 senedir onbinlerce hakemi bağlamış, Digitürk’ü bile bağlamış, fakat bir tane kıchıkırık kupayı bağlayamamıştır.

Aslında bunların hiç biri umurumda değildir.

Fenerbahçe son 10 senede çok iş yapmıştır.
Fakat hala bu büyük potansiyeli kullanamadığı için istediğim noktada değildir.
İşte o yüzden acımasızca eleştiriyorumdur.
İşte o yüzden Sn. Ercan Saatçi bana “Sayende” deyip zaman zaman kızıyordur.
Fakat potansiyel inanamayacağınız kadar büyüktür.

Ve Aziz Yıldırım…

Fenerbahçe son 10 senede çok iş yapmış ise bunun ilk sebebi Aziz Yıldırım’dır.

Eğer Türkiye’de bir problem var ise, bunun alternatifi CHP ise, onun da lideri eksik ise, orayı dolduracak, karşı rakibin dilinden anlayacak ve ona “van minut” diyecek bir kişi vardır.

O da Aziz Yıldırım’dır.

“Atatürk’ün partisine Aziz Yıldırım’dan başkan olur mu deyyus?” diyenleri duyar gibiyim…

Niye kızdınız?
Siz yıllarca Atatürk Fenerbahçe’liymiş demediniz mi?

http://www.hurriyet.com.tr/spor/yazarlar/14722024.asp



Related Posts with Thumbnails